Röportaj

Hasan Dede ile Mevlevilik Üzerine

45 Yıllık Mevlevi Geleneği ve Hazreti Mevlânâ\'nın Mesajı

12 Ekim 2006
Export Televizyonu
Silivrikapı Mevlânâ Kültür Merkezi
Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Bendeniz kırk beş seneden bu yana Hazreti Mevlânâ\'yı temsil etmekteyim. 1981\'den bu yana yurt içinde, yurt dışında Hazreti Mevlânâ\'yı en güzel şekilde tanıtmaktayım. Bundan önce malum halınız 1960\'lardan önce bir arayış içindeydim. Çok tasavvuf ehlini gezdim. En çok gönlüme Mevlevilik yattı. Sonrasında Mevlânâ\'nın temsilcilerini aradım. Birkaç temsilciyle görüştüm, hepsine Allah rahmet eylesin, en sonunda Hakkı Dede Hazretlerine rastladım. Onunla muhabbetimiz daha yakın, ruhen birbirimize uyduk. Ve kendisine intisap ettim. İntisap ettikten sonra büyük bir aşkla, büyük bir şevkle kendimi Hazreti Mevlânâ\'nın yoluna verdim. 1965\'lerde Hz. Mevlânâ’yı manen giydim. Hakkı Hazretleri bendenize soyundu ve 1965\'ten bu yana Hz. Mevlânâ\'nın temsilcisiyim.
Efendim 41 yıldır bu felsefenin içindesiniz. Peki Mevlevilik felsefesinden birazcık bahsedebilir misiniz?
Hazreti Mevlânâ\'nın felsefesi tamamen sevgi üzerine, birlik üzerine, kardeşlik üzerinedir. İnsan ayrımı yapmadan din ayrımı yapmadan, peygamber ayrımı yapmadan her şeyi birlemiş; bu alemde hep birlikten konuşmuş ve birden konuşmuştur. Bu yüzden bütün insanlık aleminin gönlünde yer almış, zerre kadar ikiliğe yer vermemiştir. Çünkü Hazreti Mevlânâ selam olsun üzerine, yaratıcı da kendini tamamen fani kılmış olduğu için bütün kainatta Tanrı’nın zuhuru olduğu için hepsine aynı nazarla, aynı bakışla bakmış ve hepsine aynı sözü söylemiştir. Hepsine de aynı sevgiyi, aynı saygıyı göstermiştir. Hz. Mevlânâ\\\'da zerre kadar ikiliğe yer yoktur. Daima yapıcı, birleyici sözlere yer vardır. Bu yüzden hangi dinden olursa olsunlar Hz Mevlânâ\\\'ya karşı sevgileri saygıları sonsuzdur.
Çünkü Hz. Mevlânâ selam olsun üzerine, bir yerde Hz. Muhammed efendimizin de bendesidir. Hazreti Muhammed Efendimiz ne buyurmuştur selam olsun üzerine, “Ben bütün aleme rahmet olarak geldim.” Hazreti Mevlânâ da Hazreti Muhammed Efendimizin bu sözüne dayanarak şöyle sesleniyor “Her ne isen yine gel, istersen kafir ol, istersen yüz sefer tövbeni boz yine gel; burası bir umut kapısıdır, umutsuzlar kapısı değil, yine gel.” Gene Hazreti Mevlânâ buyururlar; “Dil, din, ırk fark etmeden, kimsenin suçunu gözetmeden, bütün insanlık alemini sevgiyle, saygıyla kucaklamaya geldim.” Hazreti Mevlânâ daima birleyici sözler söylediği için daima kainatın gönlünde yer almıştır.
Peki efendim şu anda Mevleviliğe olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz? Dünyanın dört bir yanında karmaşa yaşanıyor keşke herkes bu birlik, beraberlik ve hoşgörü çemberi içinde buluşsa ama siz günümüzde Türkiye\\\'de ve dünya genelinde Mevleviliğe olan ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz?
Bendeniz 1991\'lerde Almanya Avusturya hududunda, Zen şehrinde Avrupalılar beni bütün Avrupa\\\'ya sesimi duyurmak için bir soru sordular. Dünyada savaşlar kavgalar nereden kaynaklanıyor? Ben de kısa öz cevap verdim, din adamlarından. Nasıl olur din adamlarından, dediler. Hazreti Musa\'yı temsil eden hahamlar, Hazreti Musa\'ya bende olmamışlar, kendi görüşlerine göre göre yola çıkmışlar; İseviliği hor görüyor, Muhammedileri hor görüyor. İnsan toplumuna ikilik tohum atıyor. Papazlar, bunlar da Hz. İsa\'ya tam manasıyla bende olmamışlar. Bende olmadıkları için bunlar da insan toplumuna ikilik tohumunu atıyorlar. Hocalarımız da bunlar da Hz. Muhammed Efendimize bende olmadıkları için bunlar da insan toplumuna, ikilik tohumunu atıyorlar. Bunlar bu tohumları insan toplumuna attıktan sonra dünyamızda savaşlar durmaz.
Bakın şimdi Hazreti Mevlânâ\'ya bir soru soruyorlar. Peygamberler hakkında ne buyurursun? Buyurur der ki, benim bakışımda bütün peygamberler, Ahmet’tir. Nasıl olur, bütün peygamberler Ahmet? Elinde bir paket mum var, sayısı yüz. Bu mumları uyandırdın, hepsini yaktın. Mumun vazifesi nedir; karanlığı ortada kaldırmak. Bunun için icat etmişler. Peygamberler de insanları karamsar fikirlerden aydın fikirlere yönlendirmek için bu aleme gelmiştir. Şimdi Mevlânâ der ki, mumların hepsini uyandırın; ister ilkine bağlanın, ister sonuna bağlanın, hepsi aynı ışığı veriyor. Peygamberler de hepsi sevgilisinden söz ettikleri için; ister Musa\'ya, ister Adem\'e kime bağlanırsan bağlan yine oradan güzel bir söz işitirsin, çirkin bir söz işitmezsin oradan. O sözleri alıp benimsersen, sen topluma güzel bir insan olursun. Dinler hakkında ne buyurursun, sormuşlar Mevlânâ\'ya. Mevlânâ buyurmuş demiş ki, dinlerde ibadet farkı var; amaç bir. Hepsi aynı Allah\'a koşmaktadır. Şimdi hahamlar, papazlar, hocalar bu alemde Hz. Mevlânâ gibi konuşmuş olsaydı; paralar atoma, hidrojene, tanka, bombaya, mermiye harcanmaz. Güzel yollar, güzel parklar, güzel okullar, güzel hastaneler… daima güzelliklere harcanırdı. Bu yüzden dünyamızda hakiki mesajları veren olmadığı için toplum kargaşa içinde. Havraya gidersin üç bin, üç bin beş yüz sene evvelki Tevrat\'taki sözler aynen devam ediyor. Kiliseye gidersin, 2006 sene aradan geçmiş, oradaki aynı sözler devam etmekte. Camiye gelirsin, camiler 1400 senelik sözler aynen devam etmekte. İşlenmemiş! İşte Hz. Mevlânâ her şeyi yenilemiş, geniş manalar vermiş Kur\'an-ı Kerim\'e. Bak bir ayetine Mevlânâ diyor ki selam olsun üzerine, Hoca efendi siz 250 gram mürekkeple bir Kur\'an-ı Kerim meydana getiriyorsunuz, ben ise bir ayetine mana vermeye kalktım; denizler mürekkep oldu, ağaçlar kalem oldu, yapraklar kağıt oldu. Deniz tükendi, yaprak tükendi, kalem kalmadı; mana bitmedi.
Şimdi bir ehlisine hamur verirsen, ekmek yapar, börek yapar, bisküvi yapar pasta yapar simit yapar sayısız çeşit yapar. Na ehline verdin mi yalnız ekmek yapar. Şimdi bak yalnız ekmek çıktığı için çöpe gidiyor artık. Yani konuşmalar çöpe gidiyor. İnsanlar artık sıkıldı. Sabah fasul, öğlen fasul, akşam fasul yandım ya Resul.
Peki Hasan Dede biraz da Silivrikapı Mevlânâ Kültür Merkezinden ve faaliyetlerinden bahsetmenizi isteyeceğim.
Şimdi bu merkez pirimin sayesinde onun güzel keremiyle 3 aylık bir zaman içinde suret buldu. Şimdi biz bu merkezde Hazreti Mevlânâ\'nın felsefesini, onun kimliğini, onun insan toplumuna bakışını dilimiz döndüğü kadar bütün insanlık alemine yaymaya çalışıyoruz. Bu merkez O’nu yaşatmak için kurulmuştur ve bizler de O’ nunla yaşamak için varız. Bizim bütün vazifemiz, insana insanı söylemek; ona kimliğini vermek. Ya insan gibi yaşar, ya hayvan gibi yaşar. Hayvan gibi yaşarsa Tanrı’yı suçlayamaz nefsini suçlar.

Hasan Çıkar Dede, yabancı misafirlerin sorularını cevaplıyor. Çevirmen Carole Douglas

Hasan Dede\\\\\\\' nin yabancı misafirleri ile yaptığı söyleşi üzerine Sufi kimdir, iç dünyasında neler yaşar, neden güzellikler kaynağıdır sorularına verdiği yanıtlar.

19 Ekim 2006
Silivrikapı Mevlânâ Kültür Merkezi
Niçin toplanıyorsunuz?
Hoş geldiler, sefa getirdiler. Hepsine iyi akşamlar, neşeli duygular, güzel yaşamlar dilemekteyim. Bulunduğumuz yer; Hazreti Mevlana selam olsun üzerine, kendisi, dünyamızda ne kadar güzellikler varsa bütün o güzelliklerin kaynağıdır. Burası sevgi yuvasıdır. Burası birlik yuvasıdır. Burası kardeşlik yuvasıdır. Burada ikilige hiç yer yoktur. Burası bütün ikilikleri birlemiştir. Bu yüzden biz burada toplanmaktayız. Burası sevgi ve güzellikler yeri olduğu için toplanmaktayız. Bu akşam bizim kutsal gecemizdir. Kur\'an-ı Kerim\'in 1400 sene önce tamamlanma gecesidir. Biz bu akşam o geceyi de kutlamaktayız. Siz de izleyebilirsiniz.
Kaç kişiyiz ve burada olanlar devamlı gelenler mi yoksa bir kez mi geliyor?
Bunlar hepsi devamlı gelenler. Bir kez değil devamlı gelenler. Daha da devamlı gelenler var, birazdan gelecekler. Ben sayısını saymıyorum. Kaç kişi olursa olsun burası Allah kapsı herkese açık.
Niçin gelip niyaz ediyorlar?
Buraya bağlı olanlar buraya geldikleri zaman yerle görüşürler. Görüştükleri zaman, sessizce kendi kendine “Ben yokum, sen varsın Allahım,” derler. Yokluğa bürünürler. Allah\'ın varlığıyla otururlar. Bunun manası budur.
Niçin erkekler o tarafta, kadınlar bu tarafta?
Ayrım yok bizde. Burası otobüs değil. Otobüs olsaydı, mecbur kalacaklardı. Ama şimdi daha rahat oturmak için kadınlar bir tarafta, erkekler bir tarafta oturuyor.
Buraya gelmeden önce biz abdest alıyor musunuz?
Burada resmi ibadet yapan kişiler, bunların hepsi abdest alırlar. Resmi ibadet yapmayan kişilere, biz onları abdest alın diye zorlamıyoruz. Onlar buranın güzelliklerini bir görsünler. Hoşlarına giderse, buraya tabi olursalar, ondan sonra onları abdeste alırız. Şimdi rahat rahat otursunlar. Semaya çıkanlar, zikre çıkanlar hepsi alıyor.
Size göre, sizin için bir sufi olmak nedir?
Şimdi sufinin manası… bütün peygamberler sufidir. Musa sufidir. Davut sufidir. İsa sufidir. Hazreti Muhammed sufilerin sufisidir. Eğerim bunlar sufi olmasaydılar, Allah\'a aşık olmasaydılar, Allah\'ta kendilerini yok etmeseydiler, Allah\'tan söz edemeyeceklerdi. İşte biz de sufiyiz; burada Allah\'tan söz ediyoruz. Yaratıcının sufileriyiz. Onun aşıklarıyız. Sufi manası aşık. Oraya gönül bağlamış. Oraya kendini vermiş. Oradan söze çıkmış. Buna sufi derler. Biz de peygamberlerden aşağı değiliz. Oranın elçiliklerini yapıyoruz.
Siz ne hissediyorsunuz? Bir sufi olarak ne nasıl yaşıyorsunuz? İçinizde neler oluyor?
Şimdi şöyle misal bir verelim. Sen baklava yemişsin. Tadını sen biliyorsun. O baklava yememiş. Nasıl anlatacak baklavanın tadını? Ben şimdi Tanrı\'nın tadına varmışım. Sen varmamışsın. Anlatsam da anlayamazsın. Şimdi bir insan, aşık oldu mu o kişide kişilik kalmaz? O kişide akıl kalmaz. O kişinin aklı sevgilisidir. O kişinin canı sevgilisidir. O kişinin varlığı sevgilisidir. Kendine ait hiçbir şey yoktur. Ondan daha güzel bir tat, ondan daha güzel bir lezzet….. Bunu kolay kolay dile getiremezsin. Şimdi ona sor bakalım, hiç aşık olmuş mu? Aşık olmuşsa, kendinden geçmiş mi? Geçtin. O güzellikleri dile getirebilir misin? Biri aşık olmamış, sen olmuşsun. Aşık olmayana anlatabilir misin? Anlatırsın sen aşkı, karşı taraf seni deli gibi dinler ‘bak bu üşütmüş’ der.
Biz Muhammed\'ten bahsediyoruz. İsa\'dan bahsediyoruz. Musa\'dan bahsediyoruz. Bütün peygamberleri dile getiriyoruz. Hepsinin bekçisiyiz biz. Yeter ki onlar sorsun. Biz de soruların cevaplarını verelim. Rahatlasınlar, çekinmesinler. Hiç çekinmesinler. Öyle boş yaşamasınlar. Bak ömürler gidiyor. Bu gençlik kalmayacak. Bu da elden uçacak, gidecek. Bir gün gelecek yaşlanacaklar. Allah için ne yaptılar? Allah diyecek, \"Benim için ne yaptın?” Hiçbir şey yapmadın. E nasıl alacak bunları huzuruna? Biraz konuş. Yani benim sohbetlerim devamlı cemaatimi bilgilendirmek. Onlara kimlik vermek ve güzellikte tutmak. Burada ayrıcalık yok. İseviymiş, Museviymiş, Ateistmiş, Budistmiş. Bende hepsi bir. Muhammed hepsi bir bende. Ona göre konuş. Açsınlar gönüllerini cevap verelim. Konuşalım.
Eğer İsa bir sufi ise, niçin biz sema etmiyoruz? İsa sema eder mi? Öyle bir şey yok
Her sufi sema etmez. Sema mevlevilere verilmiş. Camideki hocalarda sema etmez. Hazreti Muhammed arada sırada kendi başına sema ederdi. İsa\'nın da kendine göre aşkları, ibadetleri vardı. Tabii onları getirmemişler yaşama, kalmış İsa\'nın o sözleri. İncildeki sözleri ile çıkmışlar yola. Hepisinin kendine göre bir muhabbeti vardır. İşte Hazreti Mevlana selam olsun ibadetleri semayla sürdürdü ve sema ederken bak sağ el havada, sol el yere doğru dönüyor. Bu eller bütün peygamberleri temsil ediyor. Allah\'tan alıyorum. kullarına sunuyorum. Kulların gönüllerini yokluyorum. Tekrar Allah\'a iade ediyorum. Kendime hiçbir şey mal etmiyorum.
Semazenler, sema ederken buradaki cemaat nereye aşıkse semazenlere baksın. Kimi Musa\'yı temsil eder, kimi İsa\'yı temsil eder. Burada İsa sema ediyor. Görene köre bir şey yok. Burada Musa da sema ediyor. Burada Muhammed de sema ediyor. Hepsi sema ediyor. Yeter ki açsınlar gözlerini görsünler. Benzetirseler İsa’ya İsa’dır O. Mevlana şöyle diyor selam olsun üzerine, hangi dinden olursalar olsunlar benim aynı-ı şerifime buyurup gelsinler; benim ayini şerifimdeki semazenler sema ederken, kalp gözlerini açsınlar peygamberlerini görsünler ve bunu görenler olmuştur. Tabi bunlar yavaş yavaş bir arayışa girerseler, böyle bir güzelliklere meyil verirseler onlar da birgün gelir görür. Ayrıcalık yok. Burada hepsi sema ediyor İsa\'da, Musa\'da. yüzyirmidörtbin Peygamberin hepsi burada

Hasan Çıkar Dede, yabancı misafirlerin sorularını cevaplıyor.

Nasıl ruhani lider oldunuz? Sufizim nedir? Sufizimle İslam birbiriyle bağdaşıyor mu?

24 Eylül 2009
Silivrikapı Mevlânâ Kültür Merkezi
Nasıl şeyh oldunuz, nasıl ruhani lider oldunuz?
Şimdi Mevlevilik yolunda şeyhlik alınır, verilmez. Temiz bir aşk ile temiz bir duygu ile kendini Hz. Mevlana\'nın yoluna verirsen, nasıl dünyada çalıştığında para kazanıyorsun, manevi birinden de manevi kapıları açıyorsun. Hakkın güzel yüzü görünüyor. Bunlar birikim yapıyor, hem bende, hem beni yetiştiren mürşitte. Ben ne görüyorum, şeyh de aynısını görüyor. O ne görüyor, ben de görüyorum. Bunlar altı ay, yedi ay sürüyor. Ondan sonra başlıyor dükkanı bana teslim etmeye.
Şeyh olmanın anlamı nedir? Yani ruhani lider olmanın anlamı nedir?
Ruhani lider olmanın anlamı ona yüz tutan talebeleri; gönlü Allah\'ta, eli dünyada olacak şekilde dünya muhabbetinden uzaklaştırıp, Allah\'a yakın olmuş büyüklerimizi yakından, güzelce tanıyacak ve kendisini o güzelliklere kavuşturacak. Ondan sonra artık, ona git desen de gitmez. Çünkü o güzelliklerde kendini bulduğu için hep o güzelliklerde kendisini tutmaya, yaşamaya çalışır. İster Hz. Musa\'ya, ister Hz. İsa\'ya, ister Hz. Muhammed\'e, ister Hz. Mevlana\'ya daha Allah\'ın azizleri …. bunların hepsi Allah\'a yüz tutmuşturlar. Bütün sohbetleri Allah\'tan, insan toplumuna sunulmuştur. Bunları sevmek bunları kendinde ruh etmek ileriye doğru o da iyi bir aziz, iyi bir insan olur. Perde kalkar, ölümsüzlüğe yol alır.
Sufizm nedir ?
Sufizm, Sufi aşık demektir. Aşık. Sufiler hak aşıklarıdırlar. Misal biri diyelim, bir rehber bulur …. şimdi kendi yollarında da azizler var ama o azizler İsa\'dan önce geldiler bu aleme. Konfüçyüs, Eflatun bunlar dinlere bağlı değil ama Tanrı velileri. Sofizmi bugün batıda en tasavvuf ehli Muhammediler temsil ediyor. Bunlar da oraya bağlananları güzel bir dille Hakk’a ulaştırmaya çalışıyorlar. Sufi, Hakk’a aşık olmak demektir.
Bazı Müslümanlar neden Sufileri sevmiyorlar?
Müslüman denildiği zaman, Müslüman bir kişiye bile ayrımcılıkta bulunamaz. Demek ki bu teferruatta kalmış, daha Müslümanlığın derinliğine inmemiş, inmediği için ikilikte geziyor. Nasıl bugün protestan, katolik birbirlerine ters giderler. Bunlar da aynı.
Neden bazı Mevlevi grupları kadını kabul etmiyor?
Bir insan bulunduğu yolun derinliğine inmemişse bu kişi ayrımcılık yapar, tutuculuk yapar, hiçbir yere varamaz. Tanrı katında, kadın, er ayrımı yoktur. Kadına da insan hitap ediliyor, ere de insan hitap ediliyor. Bunlar her ikisi Hakk’ın huzurunda ayrıcalıkları yoktur, bir sayılırlar. Hz. Muhammed Kabe, Mekke açılışını kadın ve erkekle açmıştır. Çağdaşlığı o başlatmıştır.
Sufizm geleneksel İslam\'ın dışında mıdır ya da geleneksel İslam\'la Sufizm bağdaşıyor mu?
Şimdi İslam, denildiği zaman Hz. Musa\'da İslam\'dır, Hz. İsa\'da İslam\'dır, Hz. Muhammed\'de İslam\'dır. İslam barıştır. İslam kardeşliktir. İslam birliği yaymaktır. Şimdi Sufizm zaten birliğin dışında değildir. Ama teferruatlara girmez. Aşıktır. Gönlünde Allah\'ı nakşetmiş, yürür. Öbürü de teferruata girer ama günlünde yoktur Hak. Sufi, ondan daha makbul sayılır toplumda.
Hanımefendi papazlar ve beyfendi papazlara hepsi hoş geldiler, sefa getirdiler. Bizler burada hepimiz amca çocuklarıyız. Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Harun, bunların hepsi Hz. İshak\'tan dünyaya, zuhura geldiler. Hz. Muhammed de İsmail Aleyhisselam\'dan geldi. Her ikimizin dedeleri Hz. İbrahim\'dir. Bizler Peygamberlere sevgide, saygıda, nasıl kendi Peygamberimize sevgide, saygıda kusur etmiyoruz. Hz. Musa\'ya, Hz. İsa\'ya, Hz. Muhammed\'e aynı sevgiyi, aynı saygıyı sunmaktayız. Peygamberler, selam olsun üzerlerine insan toplumuna, insanları karanlık fikirlerden arındırıp, aydınlığa yönlendirmek için vazifelenmiştirler.
Bakışlarında, sohbetlerinde hiçbir ikiliğe yer vermemiştirler. Yaradandan ötürü hepsini sevip, sevgiden sözetmiştirler. Mevlana selam olsun üzerine buyurur der ki, her ne isen yine gel. İster kafir ol, ister putperest ol, istersen yüz sefer tövbeni bozmuş ol, yine gel. Yani bizler burada hep beraber sevginin ürünüyüz. İnsan toplumuna ne kadar sevgi sunabilirsek, ne kadar insanları birliğe, kardeşliğe hep beraber davet etmeye çalışırsak biz Allah katında sevilmiş birer insan oluruz.
Hazreti Mevlana selam olsun üzerine bütün dinlere açık. Hiç bir ayrıcalığı yok. Biraz evvel dedik ya her ne isen yine gel, ikiliğe hiç yer yok. Tamamen baştan aşağı, birlik yeri burası. Şimdi misafirlerimizde şöyle seslen, Mevlana der ki, din, dil, ırk, fark etmeden, kimsenin suçunu gözetmeden bütün insanlık alemini sevgiyle, saygıyla kucaklamaya geldim
Şimdi Mevlana der ki, “Anam aşk, babam aşk, peygamberim aşk, Allah\'ım aşk. Ben de bir aşk çocuğuyum. Bütün insanlık alemine sevgiyi ve aşkı söylemeye vazifelendim.” Mevlana der ki, yüzyirdört bin Peygamber bu aleme geldi; ben bütün Peygamberleri bir görürüm. Çünkü onlar hepsi benim iman ettiğim, sevdiğim Allah\'tan söz ettiler. Elimizde bir paket mum var. Mumun sayısı yüz. Mumun vazifesi karanlığı ortadan kaldırmak. Mumların vazifesi karanlığı ortadan kaldırmak. Peygamberlerin de vazifesi insanları karanlık düşüncelerden aydın düşüncelere yönlendirmek. Sen Peygamberlerden birini buldunmu hepsini bulmuş olursun. Yüz yazarsın bir çıkar öne, bin yazarsın bir çıkar öne. Biri bulmadın mı sıfırlarda gezersin, hiçbir işe yaramaz.